You are here: Home SSS

Sık Sorulan Sorular

Soru: Hint ekmeği tarifini bize gönderirseniz sevinirim.

Yanıt: Hintte ekmek, bizdeki veya Batıdaki gibi değildir. Bizim ekmeklerimiz mayalı ve büyüktür. Hintlilerin ise küçük, zaman zaman yağlı, pişirme usulleri değişik ekmeklerdir. Bunları şöyle sayabiliriz:
1. Puri (beyaz veya kepekli unla yağda pişirilir; balon gibi şişer)
2. Çapati (kepekli buğday unundan, tavada pişer
3. Dosha (pirinç, buğday unu ve uraddal'den yapılır, gözleme gibi pişer)
4. Alu Paratha (patatesli paratha)
5. Ata Dosha (has buğday unundan gözleme)
6. Poudla (nojut unundan gözleme)
7. Besan Kökü (nohut unundan ekmek)
8. Bhatura (pide kızartması)
9. Matthi (hint usulü kraker)
10. Normal Paratha (Tavada buğday pidesi)
Görüldüğü gibi çok ekmek çeşidi var. Bunlara ekmek demek de yanlış olur zaten. Adlarıyla söylemek gerekir. Bunların hepsinin ayrı ayrı yapılış usulleri vardır.


Soru: Benim Hintliler hakkında merak ettiğim bir kac şey var yardımcı olursanız sevinirim. Elimde birçok hint filminden alıntı klip var ve bu kliplerde dans esnasında kollarındaki bilezikleri takıları fazla ön planda gösteriyorlar acaba takıların farklı anlamları mı var?

Yanıt: Hint danslarında asıl önemli olan, ellerin, kolların, ayak ve bacaklarla kafanın ve gözlerin hareketleridir. Bunlar çok derin anlamlar içerirler. Ama bu dediğimiz klasik Hint dansları için geçerlidir. Modern Hint dansları da klasik danstan beslenen fakat tamamen ticari kaygılarla tasarlanmış danslardır. Oldukça gösterişli ve güzeldir. Burada takıların pek fazla bir önemi yoktur. Aşırı derecede bedeni süsledikleri için size öyle gelmiş olabilir. Örneğin bizim hanımlarımız kollarına birkaç altın bilezik takarken Hintli bayanlar onlarcasını takabilirler. Tabii bunlar, bildiğiniz gibi, renkli cam bileziklerdir.


Soru: Hint kutsal metinleri vedaların Türkçe çevirisi var mı, varsa hangi yayınevinden yayınlanıyor?

Yanıt: Vedaların Türkçe çevirisi ne yazık ki henüz yapılmadı. Ama başta Rigveda olmak üzere çevirmeye gayret ediyoruz. İleride muhtemelen İmge Kitabevi'nde basılır. Şu anda "Okyanusun Kıyısında" (İmge, 2004) adlı kitapta Vedalardan küçük alıntılar bulabilirsiniz.


Soru: Goa nedir? Goa müzik nedir?

Yanıt: Goa bir bölgenin adıdır. Bugün Hindistan'da Maharashtra ve Karnataka eyaletlerinin arasında bulunur ve Arap Denizi'ne bakar bir bölgedir. Bağımsız bir eyalettir. Eskiden Portekiz egemenliğindeymiş. Şimdi de orada çok sayıda Batı kalıntısı yapılar ve kiliseler var. Hindistan'ın bir numaralı turistik yerlerinden biridir. Çok güzel sahilleri ve doğal güzellikleri olan bir yer. Goa müziği olarak özel bir tür olmamakla birlikte, kastedilen de bu bölgeye ait bir müzik türü olsa gerek.


Soru: Upanişad'ların Ben sanskrit diline karşı büyük ilgi duyuyorum. Fakat sanskritçe hakkında bilgi bulmakta zorlanıyorum. Sanskritçe-Türkçe sözlük arıyorum. Bana yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.

Yanıt: Rigveda'yı Sanskrit-Türkçe tek sözlük, 2700 kelimeden oluşan Kemal Çağdaş'ın sözlüğüdür. Şu anda piyasada yoktur. Bu sözlüğü AÜ,DTCF, Hindoloji Anabilim Dalı'ndan fotokopi yaptırarak edinebilirsiniz. Yeterli bir sözlük değildir. Korhan Kaya'nın hazırlamakta olduğu sözlük ise bir sene dolmadan piyasaya çıkmayacaktır. İlginize teşekkür ederiz.


Soru: Upanişad'ların Genelde en eski Veda olan Rg-veda'nın tarihi için MÖ1500 demişsiniz.. Ama birçok hindolog da bu tarihe karşı çıkıyor ve Rg-Veda'nın kökeninin "indus valley civilization" ya da "Pre-harrapans" devrine kadar (MÖ 3200) gittiğini söylüyorlar

Bu MÖ 1500 tarihini bazı dinsel kaygılarla ortaya atan ilk kişinin Max Müller olduğunu ve daha sonra kendisinin de bu tarihi "too late" yani çok geç bir tarih olduğunu itiraf ettiği yazılıyor..

Bazı ansiklopediler de ve internet kaynaklarında da; Mesela: http://en.wikipedia.org/wiki/Vedas

"however, it is acknowledged by most that the Vedas did indeed have a long oral tradition and were passed from teacher to disciple for at least many centuries before first being written down. Accordingly, some have estimated that the earliest parts of the Vedas may date to 2500 2000 BCE"

Yani vedaların "oral tradition" yoluyla nesilden nesile aktarıldığı Veda'ların kökeninin MÖ1500 yılarından çok çok daha önce olduğu söylenmekte... doğru mudur?


Yanıt: Rigveda'yı Mohancodaro ve Harappa uygarlıklarıyla birleştirme çabası hep olmuştur. Ancak bu uygarlıkların dili tam olarak çözülemediğinden konu bilinmiyor. Sizin gönderdiğiniz metinde de ifade şöyledir: "Rigveda'nın bazı eski kayıtlarının 2500-2000 lere TARİHLENEBİLECEĞİ" şeklindedir. Yani kesin bir tarihi kimse vermemekte, sadece bazı küçük ve eski kısımların daha eski tarihlere yerleştirilebileceği söylenmektedir. Birisi de kalkıp M.Ö.6000 lere aittir derse buna ne cevap verebiliriz? Böyle her bilim adamı ve her bilim adamı olmayan bir şeyler iddia edebilir. Sonuçta metnin tamamındaki dile, dil ve anlatım özelliklerine bakılır. Metnin coğrafyası ve metni olaştıranların sosyal durumu bize 1500-1250 tarihlerini göstermektedir. Max Müller ise "çok geç" demekle bu metinleri 1250 lere tarihlendirmenin daha yerinde olduğunu söylemeye çalışmış olmalıdır.


Soru: Upanişad'ların Bhagavad Gita Mahabarrata destanının (smriti) bir bölümü. Ama bazı uzmanlar metnin içeriği ve şekli ile ilgili birçok kanıt sunarak Bhagavad-Gita'nın aslında "shruti" olduğunu destanın içine sonradan eklenmiş olabileceğini söylüyor.. Doğru mudur?

Bir de "Bhagavad Gita uzmanı" Dr.Juan Mascaro Bhagavad Gita'nın Buddha'dan önce yazıldığını söylüyor doğruluk payı var mıdır?


Yanıt: Bhagavadgita'nın Mahabharata içine sokulmuş bir metin olduğu kuşku götürmeyecek kadar açıktır. Ancak Buddha'dan önce olması imkansızdır. Çünkü Bhagavadgita'da Buddha düşüncesinin etkisini görürüz. Yine dil ve anlatım özellikleri bunun Buddha sonrası olduğunu açık bir biçimde ortaya koyar.


Soru: Upanişad'ların MÖ altıncı yüzyılda (Mö 600-500) yazıldığını söylüyorsunuz...

Ama ingilizce hinduizm kaynaklarından araştırdığım kadarıyla en eski upanişadlar(aslında bunların bazılarına "Aranyaka" da deniyor) mesela "Çandogya" ve "Brhadaranyaka" upanişad larının MÖ 1000 yıllarında yazıldığı uzmanlar tarafından söylenmektedir...

Bazı internet kaynaklarında da bu tür bilgiler var:
"The oldest and longest Upanishads are the Bŗhadāraņyaka and the Chhāndogya scholars' opinions vary on when they first were written and estimates range between the 16th to 7th CENTURY BCE" http://en.wikipedia.org/wiki/Upanishads

Daha birçok kaynakta eski upanişadların MÖ 1500-1000 arasında yazıldığı belirtilmiş... Sizin bahsettiğiniz MÖ altıncı yüzyılda yazılan upanişadlar acaba en son upanişadlar mı?


Yanıt: Upanishadların tarihi konusunda sizin vermiş olduğunuz alıntıda bile "M.Ö.1600 ile 700 yılları arasında olduğunu tartışan birçok görüşün var olduğu" yazılı. Metne dikkatle bakarsanız net bir tarihin verilmediğini, bu konuda bilim adamlarının tartıştıklarını anlarsınız. Upanishadların içerikleri, kullanılan dil ve dil özellikleri itibariyle 1000 lere kadar uzanması bize göre imkansız gözükmektedir. Çünkü dilin ve düşüncenin arılaşması için belirli zaman aralıkları gerekir. Ama sonuç olarak ne bir kimse Upanishadların 1600 lerde yazıldığını ispatlayabilir, ne de bizler 600 lerde yazıldığını ispatlayabiliriz. Bunlar sürekli tartışılan konulardır. Bize göre M.Ö.700-600 tarihleri uygundur. (Dil ve edebiyat özelliklerine ve konulardan çıkarsadıklarımıza göre)...


Soru: Hindi dili ve Türkçe'de bazı kelimeler aynı, bu nereden geliyor? Hindistan ve Türkiye arasındaki bu bağlantı nedir?

Yanıt: Hindi dili ile Türkçe arasında aynı sözcüklerin kullanılıyor olmasının nedeni, Arapça ve Farsça'dan her iki dile de aynı sözcüklerin geçmiş olmasıdır. Tarih dönemleri boyunca toplumların birbirleriyle karşılıklı etkileşimleri sonucu diller içine böyle sözcükler girebilmiştir. Örneğin çakı, şişe, ayna, perde, can, ciger, dost, müşkül gibi pek çok sözcüğü sayabiliriz. Söylenişlerde ufak tefek farklılıklar olabilir. Genellikle baskın olan kültür, çekinik kültürlere kelimelerini verir.


Soru: Hind tiyatro sanatçılarına verilen isim nedir?

Yanıt: Hint tiyatrosu (natyaşala veya tietar) genellikle dans ve müzikle yapılır. Erkek oyunculara natak veya nat (yahut abhineta), bayan oyunculara da abhinetri adı verilir.


Soru: Hindistan'da ölen kocasının cesedi ile ateşe atılıp yakılan ve ermiş sayılan kadınlara ne ad verilir?

Yanıt: Hindistan'da bir kadının ölen kocasının cenaze ateşinde yakılması oldukça eski bir Hindu geleneğidir. Bu geleneğe ve uygulayan kadına Sati (Satee) adı verilmektedir. Geleneğin dış toplumlarca anlaşılması oldukça güç olmuş ve bir tür cinayet olarak değerlendirilmiştir. Hindistan'da egemenlik kurmuş farklı uluslar (Müslümanlar, İngilizler) bu geleneği engelleme yolunda çaba sarf etmişlerdir. İngilizler 1829 yılında geleğin uygulanmasına yasal engelleme getirmişlerdir. Ancak geleneğin günümüzde bile uygulandığı kırsal bölgeler bulunmaktadır. Geleneğin mitolojik olarak, Daksha'nin Sati isimli kızından türediği kabul edilmektedir. Sati, Şiva'nın karısıdır. Babası ve kocası arasındaki anlaşmazlık nedeniyle kendisini kurban ateşine atarak öldürmüştür. Bu, kocasının sevgisi ve onuru için kadının kendisini kurban etmesi biçiminde sembolleşmiştir.

Soru: Astika ve Nastikacılar hakkında daha fazla bilgi alabilir miyim?

Yanıt: Sanskrit dilinde "asti" sözcüğü "vardır" anlamına gelir. Bu "as" (olmak) eyleminden türeyen bir sözcüktür. Hint felsefesinde tanrının veya tanrı benzeri bir gücün "var olduğunu" savunanlara astikacılar denir. "ka" eki çeşitli fonksiyonlara sahip bir ektir ve burada "-cı, diyen" anlamı vermektedir. Upanishadlarda sık sık şu ifadeler yer alır: tat tvam asi (sen O'sun) veya aham brahma asmi (ben Brahma'yım). Burada asi ve asmi eylemleri de yine "as" fiilinden türemedirler ve 2. ve 1. tekil şahıs halleridir. Tanrı veya benzeri bir gücün varlığından söz etmeyen felsefeleri ise, astikanın başına na (hayır,değil) olumsuzluk ekini getirerek Nastika şeklinde ifade etmişler. Burada birinci "a" uzundur aslında. En tipik Nastikacılar materyalistlerdir. Bunu Caynist ve Buddhistler izler. Buddha da felsefesinde tanrıdan söz etmemiştir ve bu nedenle o da bir Nastikacı sayılır. Fakat daha sonraki yıllarda taraftarları Buddha'yı tanrılaştırmışlardır.


Soru: Hintliler çivili yatakta mı yatar?

Yanıt: Kesinlikle hayır. Bazı Hint fakirlerinin uyguladığı çile metotlarından biridir. Bazen turistlere karşı gösteri olarak kullanılmış olabilir. Ancak Hintlileri böyle görmek ve göstermek çok yanlıştır. Hintliler de herkes gibi normal yataklarda yatarlar.


Soru: Hindistan'ın dini Budizm midir?

Yanıt: Hayır. Hindistan'ın dini Hinduizm'dir. Bir milyardan fazla nüfusun büyük çoğunluğu (800 milyona yakını) Hindu'dur. Diğer büyük kitleyi Müslümanlar oluşturur (200 milyon civarı). Sikhler ve Hristiyanlar bile Buddhistlerden fazladır. Bir milyarda birkaç milyonu bulmaz Buddhistler. Ayrıca Budizm diye yazılmaz Buddhizm diye yazılır.


Soru: Hintliler İneğe Neden Tapar?

Yanıt: Hintliler ineğe tapmaz, sadece kutsal sayar. Ona çok değer verirler ve onu asla rahatsız etmezler. Bunun nedeni, eski çağlardan beri ineğin, öküzle birlikte, üretimde ve beslenme olanakları sağlamada çok büyük yararlarının olmasıdır. İneğin verdiği süt, adeta mucizevi olarak yoğurda, ayrana, tereyağına, kaymağa, peynire vs. dönüşebilmektedir. Bu denli yararlı bir hayvanın eski çağlarda kutsallaştırılması şaşırtıcı değildir. Bugün bile Hindistan'da üretimde önemli bir yeri vardır. Ancak Hindular özel olarak ineğin karşısına geçip ona tapınmazlar, bu yanlış bir bilgidir.


Soru: Hint Mitolojisinde "Güzellik Sembolü" nedir?

Yanıt: "Hint düşüncesinde tanrıça Lakşmi'yi güzellik sembolü olarak sayabiliriz. "Okyanusun Çalkalanması" efsanesinde okyanusun dibinden ilk at, ilk fil, tıp bilimi, mücevher gibi şeylerin yanı sıra, beyazlar içinde olağanüstü güzellikteki tanrıça Şri (=Lakşmi) ortaya çıkar. Bu kadın, daha sonra tanrı Vishnu'nun eşi olarak anılacaktır. Brahma'nın karısı Sarasvati daha çok "güzel söz söyleme ve eğitimi" sembolize eder. Şiva'nın karısı Devi ise pekçok yönüyle ve pekçok değiþik görünüşüyle sayısız sembol ve imgelem oluşturur. O nedenle Hint düşüncesinde Lakşmi'yi güzellik sembolü olarak saymak olanaklıdır. Bir de "Mithuna" diye adlandırılan ve bir kadın ile bir erkeğin erotik pozlarla resmedildiği şekiller vardır. Ancak bu daha çok aşk ve erotizm ile ilgilidir."

© 2009 hindoloji.com. All right reserved unless otherwise stated.